ÖZGÜR DUR ; KALBİN GENİŞLESİN !

Mahalli Yerleştirme Sisteminin Kışkırttığı Sorular
27-11-2017

Ali AYDIN

 

TEOG yerine hazırlanan yeni sınav sistemi belli oldu. Yeni sistem olarak adlandırılan Mahalli Yerleştirme Sistemi’nin detayları bizzat Milli Eğitim Bakanı tarafından kamuoyuna duyuruldu. Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, canlı yayında liseye geçiş sistemine ilişkin detayları tek tek açıkladı. Bakan konuşmasında; “Yeni sistem tamamlandı. Yeni sistemde sınava girmek isteğe bağlı. Sınav mecburiyeti kaldırıldı. Mevcut sistem TEOG bugüne kadar gelenler arasında en iyi sistemdi. Neden değişti? Bu bir ihtiyaçtan kaynaklandı. Bu sınavın okul dışı kaynaklara öğrencileri yönlendirdiği şeklinde algı vardı. Demek ki sistem okul dışı kaynaklara yönelmeyi artırmış olabilir. Bu algıyı düzeltmemiz gerekiyordu.“, dedi.  

Sayın Bakan açıklamasında katkı ve önerilere açık olduklarını da söyledi. Böylece eğitim meselesi ile dertlenen bizim gibi insanların da sırtına bir yük yükledi. Bu çağrıya icabet etmek aslî bir sorumluluktur. Dolayısıyla yeni açıklanan MYS ile ilgili öne çıkan bazı hususları dile getirmeyi, olası sıkıntıların şimdiden bertaraf edilmesine imkân sunmak açısından önemli görüyorum.

Gerçekten de liseye geçişte TEOG tüm öğrencilerin girdiği bir sınavken yeni sistemde sadece isteyenler sınava girecek. Sınava ilişkin kaygı ve beklentisi olmayan veli-öğrenci topluluğu için kuşkusuz sevindirici bir haber.  Ne var ki eğitim-öğretim faaliyetlerini aralıksız sürdüren birisi olarak bu topluluğun sayıca sanılanın çok altında olduğunu belirtmeliyim. Genel eğilim; “Belki çocuğum Ankara Fen Lisesi’ne gidemez; evet ama gidebileceğinin bir tık üzerindeki bir okula gitmesi için elimden geleni yaparım.”, cümlesi ile özetlenebilir. Dolayısıyla 8.sınıfta yapılacağı duyurulan tek sınavın talibi çok olacaktır.

Liseye geçiş sisteminin doğal olarak bir sınav içeriyor olması, esas gaye olarak hedeflenen sınavsız liselere geçişin şimdilik ötelendiği anlamına geliyor. Dolayısıyla değişiklik bir sınav sisteminden başka bir sınav sistemine geçtiğimizi gösteriyor.

Yeni sistem açıklanmadan önce merak edilen en önemli hususlardan birisi iddia edildiği gibi yeni sistemin destek eğitimi ihtiyacını sona erdirip erdiremeyeceği meselesiydi. TEOG’un kaldırılma gerekçesi neredeyse sadece buydu. Nitekim Milli Eğitim Bakanı yeni sistemi açıklarken;  “Bu sınavın okul dışı kaynaklara öğrencileri yönlendirdiği şeklinde algı vardı. Demek ki sistem okul dışı kaynaklara yönelmeyi artırmış olabilir. Bu algıyı düzeltmemiz gerekiyordu.”, dedi. İster istemez yeni sistemin öğrencileri destek eğitimi almaktan nasıl kurtardığını merak ediyorsunuz. Bu merakı körükleyen kuşkusuz Bakanlık; çünkü bir önceki sınav sisteminin böyle bir durum ortaya çıkardığı kanaatinde.

MYS ile tek sınav yapılacak. 8’inci sınıf ağırlıkta olmak üzere, 6, 7 ve 8’inci sınıftaki ders kitaplarının müfredatı ve kazanımları çerçevesinde sorular sorulacak. Soru sayısı 60 olacak. Soru sayısının 60 ile sınırlandırılması sınavın zor olacağının habercisi. Öte yandan TEOG’da olmayan bir yenilikle ile işin içine 6. ve 7. Sınıf müfredatları da giriyor. Sadece 8.sınıf konuları üzerinden yapılan sınavlar ile yapılandırılan TEOG’un yerine 6, 7 ve 8. sınıf müfredatları ile hazırlanan tek bir sınava girecek olan öğrenciler destek eğitimi alma ihtiyacından nasıl kurtulmuş oluyorlar? Belli ki sınavın zorluk derecesi artırıyor, sorumlu olunan müfredat genişliyor. Bu durum destek eğitimine talebi azaltır mı arttırır mı?

Yeni sistem MYS’nin en çok soruları kışkırtan yönü ise mahalli yerleştirme mantığı. Sınava girmeyen veya ‘nitelikli okul’ kazanamayan öğrencilerin yerleştirileceği semt okullarının aynı nitelik ve kalitede olduğu ön kabulünden yola çıkılmış fakat nitelikli okulların dışındaki tüm okullar aynı kalite ve yeterlilikte değil. Bu da yeni sistemin sınıfsal farklılığı derinleştireceği, toplumsal çeşitliği ve bireysel farklılıkları öldüreceği endişesini körüklüyor maalesef. TEOG’la çocuk belki çok prestijli bir okul kazanamıyordu; ama en azından mahallesindeki okullardan çok daha iyi okullarda okuma imkânına kavuşuyordu. Bu uygulama ile daha iyi bir okulda okuma imkânı adrese dayalı sistemle öğrencinin elinden alınarak öğrenci, mahallesindeki lisenin niteliğine / niteliksizliğine mahkûm edilmiş olmuyor mu?

Bizzat Milli Eğitim Bakanlığı tarafından isimlendirilen ve sınavla öğrenci alacak olan “nitelikli okul” düzenlemesi MYS’nin en çok tartışılan yönlerinden birisi. Okulların % 10’luk bir öğrenci kitlesinin ‘nitelikli okullarda’okuyacak olması geri kalan % 90’lık çoğunluğun ‘niteliksiz okullarda’okuyacağı anlamına gelmiyor mu? Bakanlık düzeyinde böyle bir ayrımın dile getirilmesi eğitim sistemimiz adına üzüntü ve kaygı vericidir. Bu ayrım, sayılarının 600 olduğu belirtilen “nitelikli okul” dışında eğitim sistemimiz içindeki binlerce okulun niteliğine dair acı bir itiraf olarak değerlendirilmiştir.

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’ın çağrısı son derece yerindedir. Katkı ve önerilere muhtaç bir eğitim sistemimizin olduğu su götürmez. Öte yandan üstünkörü bir değerlendirmede bile yeni sistem MYS’nin elden geçmeye, revize edilmeye müsait olduğu aşikâr. Dolayısıyla sadece liseye geçiş sistemi ile ilgili olarak değil eğitim sisteminin bütününe dair tartışmayı sürdürmek, öneri ve teklifler ile derinleştirmek durumundayız.

Önceki Yazılar
Yukarı